Selçuklular Bibliyografyası Arama
Bibliyografya ve Özet Ekleme
SELÇUKLULAR KRONOLOJİSİ
KİTAP TANITIMI
MERAK EDİLENLER
Atabeylikler
Türkiye Selçukluları
Horasan Selçukluları
Irak Selçukluları
Kirman Selçukluları
Suriye Selçukluları
Anadolu Beylikleri
Selçuklu Kültür ve Medeniyeti
Seyahatnameler
Haritalar
Selçuklu Yapıları
Minyatürler
Keramikler Eşyalar
Selcuklu Camileri
Kervansaraylar
Medreseler
Linkler
Selçuklu sanatının şaheseri sayılan Konya Beyşehir’deki Eşrefoğlu Camii, yanlış restorasyon kurbanı. Anıtsal taçkapısı, eşsiz mihrap ve minberi, üstün ağaç ve çini isçiliğiyle Türk sanat müzesi niteliğindeki eserin bilinçsizçe restore edilmesine sanat tarihçileri tepkili.
Uzmanlar özellikle kalem işi süslemelerin aslına uygun yapılmadığını ve restorasyonun eserin orijinalliğine zarar verdiğini söylüyor. Vakıflar Bölge Müdürlüğü ise bu suçlamaları kabul etmiyor. Türkiye'de konunun en yetkin isimlerinden biri olan Dr. Yaşar Erdemir, "Bağırdım, çağırdım, ağladım; ama kime gittiysem bu rezaleti durduramadım.” diyor.
Dünyanın 7 harikasından biri olmayı hak eden Selçuklu sanatının en önemli ahşap eseri Beyşehir Eşrefoğlu Süleyman Bey Camii, yanlış restorasyon kurbanı oldu. Anıtsal taç kapısı, eşsiz mihrap ve minberi, üstün ağaç ve çini işçiliğiyle Türk sanat müzesi niteliğinde olan tarihî eserin bilinçsizce restore edilmesine sanat tarihçileri ateş püskürüyor. Uzmanlar, özellikle kalem işi süslemelerin aslına uygun yapılmadığını ve ehil olmayan kişilerce yürütülen restorasyonun eserin orijinalliğine zarar verdiğini söylüyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen restorasyonla ilgili ahşap sanatlar konusunda Türkiye’de konunun en yetkin isimlerinden biri olan Yard. Doç. Dr. Yaşar Erdemir, “Kalem işi süslemeleri berbat etmişler. Bağırdım, çağırdım, feveran ettim ama kime gittiysem bu rezaleti durduramadım. Cami tüm orijinalliğini kaybetti.” diyor. Hünkâr Mahfili’nde özel bez ve kumaşlar üzerine astar çekip motifler nakşedildiğini belirten Erdemir’e göre orijinal motifler kazınmış: “Kültür Bakanlığı’na bağlı kurulların ne iş yaptığını çok merak ediyorum. Bunların orada bulunmasının, tarihî eserlere sahip çıkmaktan öte ne gibi bir gayesi olabilir, bilmiyorum.”
Zengin taş ve çini süslemelerin yanı sıra ahşap destek ve tavan sistemindeki işleme ve nakışlarıyla görenleri büyüleyen eser, sadece Anadolu’nun değil, İslam mimarisinin de nadide örneklerinden. Caminin en önemli özelliklerinden biri, gölgeli nakış tekniğinin uygulandığı ilk eser olması. Aynı zamanda “Beyşehir Eşrefoğlu Süleyman Bey Camii ve Külliyesi” adlı kitabın yazarı olan Erdemir, “Bu katliamı yapanların bu teknikten haberi bile yok. Şu anki motiflerin eskiyle alakası kalmadı. Yeniden yaptılar. Bu çok nadide eseri, inşaat boyar gibi sentetik boyayla boyadılar.” diyor.
Selçuk Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Haşim Karpuz da yapılan restorasyonun çok sorunlu olduğu görüşünde. Kötü restorasyon izlerinin bütün külliyede görüldüğünü belirten Karpuz, caminin ve medresenin yanında yer alan hamamda da her yanın mermerle kaplandığını ve süslemelerin tamamen kaybolduğunu söylüyor. Sanatın detaylarda gizli olduğunu belirten Karpuz, şöyle devam ediyor: “Restorasyon yaparken, alçı sistemini, çini motifini yahut bir kuş figürünü yok ettiğinizde o döneme ait önemli simgeleri de yok etmiş olursunuz. Eşrefoğlu Camii gibi, her alanda birinci sınıf bir esere böyle rastgele insanların, öğrencilerin, acemilerin el atmaması lazım. Türkiye’nin en iyi nakkaşı kimse o getirilmeli. Hem teorisi hem de pratiğini bilen uzmanların bu işle bizzat ilgilenmesi gerekiyor.” Bölgede birçok kervansarayın restore edileceğini, hiç olmazsa bunlarda daha dikkatli davranılmasını isteyen Karpuz’a göre restorasyonların durumu hiç de iç açıcı değil. Kervansaraylarda yürütülen çalışmaları bir vesileyle gördüğünü ifade eden Karpuz, manzarayla karşılaştığında dehşete kapıldığını söylüyor. Karpuz, “Çanak, çömlek parçaları, çini parçaları, küçük buluntular sağa sola atılmış vaziyetteydi. Geçtiğimiz günlerde restorasyonuna başlanan Zazadin Han çok önemli bir eser. Bizim korkumuz bu kervansaraylar. Hiç olmazsa bunları kurtarabilsek... Keşke uzman nakkaşlar, mimarlar, ustalar yetiştirebilsek de bu tür tahribatlarla hiç karşılaşmasak.” diyor. Bir daha Eşrefoğlu Camii gibi bir eserin yapılamayacağını söyleyen Karpuz, ilginç bir iddiada bulunuyor: “Vakıflar Genel Müdürlüğü, bu işlere maddi anlamda ciddi kaynaklar sağlıyor, bölge müdürlükleri ise paranın tekrar merkeze dönmesini istemedikleri için derhal ihale yapıyor. Hal böyle olunca, ihale ehil olmayan kişilere bırakılıyor ve restorasyonlar sorunlu oluyor.”
Selçuk Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Restorasyon Bölümü Başkanı Doç. Dr. Osman Nuri Dülgerler, Eşrefoğlu Süleyman Bey Camii ve Külliyesi’nde tam anlamıyla kültür katliamı yapıldığını söylüyor. Restorasyonda eskiyi inkâr etmemenin şart olduğunu anlatan Dülgerler, motiflerde bir tamamlama yapıldığında sırıtmayacak şekilde yapılması gerektiğini ifade ediyor. Sadece Konya’da değil Türkiye’de yapılan çalışmaların hemen hepsinin sorunlu olduğunu belirten Dülgerler, “Daha korkuncu, orijinalleri yerinde duran bir eserde zemini güçlendirmek yerine sıvayı kazıyıp, desenleri alıp, yerine kopyalarını koyuyorlar. Bu bir restorasyon değil, tarihi katletmektir.” diyor. Vakıfların yaptığı ihalelerin ‘adrese teslim’ olduğunu söyleyen Doç. Dr. Dülgerler, durumu şu sözlerle özetliyor: “Koruma kurulları adeta mafyaların eline geçti. Sorumluluk verdiğiniz kişinin liyakati olup olmadığına bakmanız gerekiyor. Restorasyon işi birileri için gelir kapısı olmaktan kurtarılmalı. Eski eser müteahhitlerinden kaç tanesi restorasyon, mimarlık tarihi ya da sanat tarihi eğitimi almıştır? Sizin ihale yasanızda bu kişilerin hepsi böyle bir yapının onarımına karşılıksız girerken, bu işin ehilleri niye sokulmuyor? ‘Bu ülkede ticaret ve iş yapma özgürlüğü vardır, parası olan adam girebilir.’ deniyor. Parası var diye kimsenin kültürümüzü katletmeye hakkı yok.” Bu durumun toplumsal bir duyarlılıkla üstesinden gelinebileceğini anlatan Dülgerler, bir eserin restorasyonunda hatanın yapılabileceğini; ancak bu hatadan dönmek için bir çabanın gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Dülgerler, “Maalesef bizde eser tamamen yok olana kadar yanlış devam ediyor.” diye konuşuyor.

Selçuklu şaheserini gören hayran oluyor
Konya'nın Beyşehir ilçesinde bulunan Eşrefoğlu Süleyman Bey Camii, Selçuklu ahşap mimarisinin en önemli örneği olmakla beraber Anadolu'daki ahşap direkli camilerin en büyüğü. Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından 1299'da yapılan eser, 48 ahşap sütun üzerine inşa edilmiş. 6 metre yüksekliğinde, çini mozaik ile kaplı çok görkemli bir mihraba sahip. Anıtsal bir taç kapısı olan caminin minberi tamamen ceviz ağacından, kündekâri (çivi ve tutkal kullanmadan) tekniğiyle yapılmış. Minberi geometrik şekiller ve bitkisel bezemelerle kaplı olan caminin tavanında tamamen ahşap ve kalem işi süslemeler var. Beylikler Dönemi'nde Eşrefoğlu Beyi Süleyman Bey tarafından yaptırılan cami, Eşrefoğlu Külliyesi içinde yer alıyor. Eser, Cumhuriyet döneminde 1934'ten itibaren zaman zaman tamir görmüş. Bu tamiratlar sonucu caminin çatısı, önce kiremitle, sonra bakırla kaplanmış, şimdi ise kurşunla örtülü. Caminin işlemelerini yapan usta ise adını mütevazı bir şeklide 'Amele İsa' olarak yazmış.

Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç
Eleştirileri kesin bir dille reddeden Konya Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç, yapılan çalışmaların doğru olduğunu dile getiriyor. Üniversite hocalarının restorasyon bilgisinin olmadığını savunan Genç, Eşrefoğlu Camii'nde restorasyon ve konservasyon çalışması yürüttüklerini ve gereken müdahalelerin dışında hiçbir şey yapmadıklarını söylüyor. Taşa, ahşaba, çiniye dokunulmadan korunduğunu ifade eden Vakıflar Bölge Müdürü, sözlerine şöyle devam ediyor: "Mukarnas sütunlarda orijinal renkleri kullansaydık iki kat daha fazla kırmızı renk kullanmamız lazımdı. Biz daha pastel renk kullandık. Bizim ne kullandığımızı bilen de yok anlayan da. Zaman zaman kusurlar da olur ama Beyşehir Eşrefoğlu Camii'yle birebir ilgilendik. Herhangi bir problem yok. Hocalar aslında bizimle gurur duymaları gerekirken, tenkit ediyorlar. Onlar bu çalışmaların ne olduğunu, nasıl yürütüldüğünü bilmezler. Tesadüfen buraya yolları düşer, sonra da yapılan çalışmaları beğenmezler. İyi niyet, doğruluk ve dürüstlük yok. Tamamen dedikodu mantığıyla hareket ediliyor. Bizi üzen nokta bu." Ecdat yadigârı birçok eserin tamamlanması için çabaladıklarını sözlerine ekleyen Genç, akademisyenlerin aksine Eşrefoğlu Camii restorasyonunun örnek bir çalışma olduğunu savunuyor.

700 yıllık ahşap camide yangın tertibatı yok
Beylikler döneminde inşa edilen ve ahşap eserlerin en önemlisi olarak gösterilen Eşrefoğlu Süleyman Bey Camii'nde herhangi bir yangın tertibatı bulunmuyor. Muhtemel bir yangında kül olacak caminin büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığını söyleyen Eşrefoğlu Camii İmam Hatibi İsmail Efe, Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne yangın tertibatı için birçok kez müracaatta bulunduğunu; fakat ödenek olmadığı gerekçesiyle müracaatının dikkate alınmadığını söylüyor. Efe, "Camiyi ziyarete gelen bir işadamından para buldum. Bu sefer de proje olmadığı gerekçesiyle reddedildim. Aylardır cevap bekliyorum. Cami, büyük tehlike altında. 700 yıllık ecdat yadigârı her an kül olabilir." diye konuşuyor.
MEHMET RIFAT YEĞ
...Geri dön
(C)opyright 2017 Selçuklular.com - info@selcuklular.com