Selçuklular Bibliyografyası Arama
Bibliyografya ve Özet Ekleme
SELÇUKLULAR KRONOLOJİSİ
KİTAP TANITIMI
MERAK EDİLENLER
Atabeylikler
Türkiye Selçukluları
Horasan Selçukluları
Irak Selçukluları
Kirman Selçukluları
Suriye Selçukluları
Anadolu Beylikleri
Selçuklu Kültür ve Medeniyeti
Seyahatnameler
Haritalar
Selçuklu Yapıları
Minyatürler
Keramikler Eşyalar
Selcuklu Camileri
Kervansaraylar
Medreseler
Linkler
İslâmî Yazmaların Tarihçesi
1- YAZMALARIN DOĞUŞU VE GELİŞMESİ
2- İSLÂM DÜNYASI’NDAKİ ÖNEMLİ ARAPÇA YAZMA KOLEKSİYONLARI
3- YURT DIŞINDAKİ TÜRKÇE YAZMA ESER KOLEKSİYONLARI
4- İLK TÜRKÇE YAZMALARIN ORTAYA ÇIKIŞI
...devami
AHİLİK VE TASAVVUF ...devami
ANADOLU SELÇUKLULARI VE BEYLİKLER DÖNEMİNDE TÜRK DENİZCİLİĞİ ...devami
Anadolu'nun İskânı ve İslamlaşmasında Dervişlerin Rolü(XIII-XV. y.y.) ...devami
Diyarbakır'dan Alınan Vergilerin Geri Verilmesi ...devami
700 yıllık Eşrefoğlu Camii, yanlış restorasyon kurbanı oldu... ...devami
ESKİ TÜRKLER VE SELÇUKLULARDA İSTİHBARATÇILIK ...devami
Modern Bilimin Müslüman Öncüleri ...devami
Selçukluya başkenttik yaptığı dönemde Konya'da nisan yağmurlarının kaplarda toplanarak hastalara şifa olarak dağıtıldığı, yapılan yemeklerin içine katıldığı biliniyor.
...devami
Nizamülmülk'e Göre Devlet İdaresinde Manevi Güçlerin önemi ...devami
Oğuzlar, Oğuz Boyu ...devami
Robotik Biliminin Babası El Cezeri ...devami
Abdest almak için.
SELÇUKLU DÖNEMİ KİTAP SANATLARI ...devami
Peygamberimiz, din ilmi ve tıp ilminin en önemli ilim dalları olduğunu buyurmuşlardır. Milâdî 8. ve 13. asırlar arasında çok geniş bir coğrafyada muhteşem bir medeniyet kuran müslümanlar diğer ilim dallarının yanı sıra bilhassa tıbba çok önem vermişlerdir. 11. asrın ortalarından itibaren İslâm dünyasında hâkim unsur olarak görülen Selçuklular ...devami
Selçuklu döneminden günümüze kalıntıları ulaşan tek eser niteliğindeki Kubadabad Sarayı'nda yapılan kazı çalışmalarında yeni bilgilere ulaşıldı. ...devami
SELÇUKLU TÜRKLERİNDE GÜVERCİN YETİŞTİRİCİLİĞİ
Türklerin Anadolu’ya girişleri 1071 Malazgirt savaşı sonrası yaygınlık kazanmış olmakla birlikte Türklerin Orta doğu ve Anadolu’ya gelmeye başlamaları daha eski tarihlere dayanmaktadır. 1000’li yılların başında bugünkü İran, Suriye ve Mezopotamya’yı kapsayan bölgede kurulan Büyük Selçuklu devleti, Orta Asya ile bugünkü Rusya’nın güneydoğusunda yaşayan Türklerin bu bölgeye göçleri ile kuruldu. Bu bölge, taklacı ırkın Asya’da yetiştirildiği bölgedir. Taklacı ırkın bu göç sonrası Büyük Selçuklularla birlikte bu bölgeye yayıldığı ve daha sonra da Anadolu’ya girdiği düşünülmektedir. Bazı yabancı kaynaklarda 1055 yılında Selçuklu Sultanı Tuğrul bey döneminde Abbasilere tanıtılan taklacı güvercinlerin, Abbasiler kanalı ile başta İran, Irak, Suriye ve Ermenistan olmak üzere bölgedeki diğer ülkelere ve Mezopotamya’ya yayıldıkları belirtilmektedir. Muhtemelen bu kuşlar çeşitli Arap güvercinleri ile kırılmışlardır. Daha sonraları bugün ülkemizde Mardin güvercinleri olarak anılan taklacıların, bu güvercinlerin bölge güvercinleri ile kırılması sonucu ortaya çıkmış olma ihtimali kuvvetlidir. Bugün Arapların taklacı ırka sahip çıkıp kendi ırkları gibi dünyaya tanıtmalarının kökeninde bu olay vardır. Büyük Selçuklulardan sonra Anadolu’ya gelen ve Konya merkez olarak buraya yerleşen Anadolu Selçuklularının, Orta Asya’dan Mardin tipi taklacı ırk getirmedikleri bilinmektedir. Buradan taklacı ırkın eski dönemlerde daha çok doğu ve güneydoğu bölgelerimizde yaygın olduğunu ve daha sonra bu bölgeden Anadolu’nun diğer kesimlerine yayıldığını anlaşılmaktadır. Nitekim taklacı ırka “Mardin” adının da veriliyor olması, bu ırkın köken olarak bu ilimizden yayılmış olabileceğini düşündürmektedir. Anadolu Selçukluları ile birlikte, Anadolu’ya gelen ırkların başında bugün ülkemizde “Selçuklu” ve “Taklambaç” adı ile bilinen güvercin ırkları bulunmaktadır. Etimolojik incelemeler güvercin adlarının koyulmasında yöresel ve ülkesel adların yoğun olarak kullanıldığını göstermektedir. Buradaki Selçuklu adı bir hükümdarlığı temsil etmektedir. Anadolu Selçuklu döneminde Konya’nın başkent olduğu yıllarda Konya’da güvercin yetiştiriciliğinin hayli yaygın olduğu bilinmektedir. Hatta Konya’nın o dönemde bir güvercin başkenti olduğu söylenebilir. Konya’da bulunan Selçuklu sultanlarına ve vezirlerine hediye olarak çeşitli ülkelerden güvercinlerin gönderildiğine ilişkin kayıtlı bilgiler bulunmaktadır. Selçuklu Sultanlarının Selçuklu ırkı güvercinleri koruyabilmek amacı ile saray dışına çıkışına izin vermedikleri bilinmektedir. Bu kuşlar hediye ve satış da dahil olmak üzere hiçbir şekilde Konya dışına çıkartılmamışlardır. Konya’da 1200’lü yıllarda yaşadığı bilinen Hz. Mevlana’nın da Selçuklu ırkı güvercin yetiştirdiği menkıbelerde kayıtlıdır. Bu nedenle daha sonraları onu izleyen çelebiler de güvercin yetiştirmiş ve bu çelebiler arasından ünlü kuşçular çıkmıştır. Selçuklu devleti sonrasında, Osmanlı döneminde de Konya’da bulunan bazı zengin ailelerce bu güvercinlerin soyu titizlikle korunmuştur. Selçuklu kuşlarının İstanbul’da bulunan Osmanlı sarayına geliş tarihi 1875 yılında II. Abdülhamid’in padişahlığı dönemindedir. Bu güvercinler dünya üzerinde soyuna kan karışmamış ender güvercin ırklarından biridir. Selçukluların güvercine verdikleri değer onların sanatına da yansımıştır. Bugün Konya’da bulunan çini eserler üzerinde Selçuklu güvercinlerine ait figürlere rastlamak mümkündür. Başka bir örnek de Selçuklu döneminden kalma bir yapı olan Denizli yakınlarındaki Akhan Kervansarayında görülebilir. 1253 yılı yapımı olan bu kervansarayın köşe sütun başlıklarında güvercin motifleri yer almaktadır.

Yazan: Yavuz İşçen E-posta: boletus@mynet.com
GÜLAY ÖĞÜN BEZER: SELÇUKLULAR OLMADAN OSMANLI AÇIKLANAMAZ
Mostar Dergisi, Ali AYÇİL. 46. Sayı / DOSYA YAZILARI

Selçuklular’ın Anadolu’ya duydukları ilgi planlı bir ilgi miydi, yoksa dönemin koşulları mı onları bu coğrafyaya yöneltti?

Selçuklular’ın Anadolu’ya göçleri, öncelikle o günün şartlarının biçimlendirdiği bir hâdise olsa da, daha sonra plânlı bir siyasetin eseridir. Zira bilindiği gibi, X. asırda Orta Asya’da yer darlığı ve nüfus fazlalığı yüzünden zaten başlamış olan göçler, Kırgız birliğinin bozulması üzerine şiddetlenmiş bulunuyordu. Oğuz yabgusunun hizmetinde bulunan Selçuk Bey’in siyasî bir anlaşmazlık sebebiyle Yenikent’ten Cend’e göç etmesi, hâdiseler zincirinin başlangıcı oldu. Selçuk Bey ve adamlarının Müslüman olması güçlerini arttırdı ise de, Karahanlılar ve Gazneliler’in engel teşkil etmesi yüzünden, yer darlığına rağmen göç edemediler. Selçuk Bey’in ölümünden önce ve sonra bölge olaylarında önemli rol oynayan Selçuklular, Sâmânoğulları’nın yıkılması üzerine ağırlaşan şartlar sebebiyle, Çağrı Bey önderliğinde Doğu Anadolu Bölgesi’ne bir keşif akınına çıkmak zorunda kaldılar (1016-1021). Bu bölgede bulunan tampon Ermeni Prenslikleri’nin bu akın karşısında yetersiz kalmaları ve Bizans’ın olayı ciddi bir tehlike olarak algılaması üzerine onları tedricî olarak bölgeden göç ettirdi. Yani bundan sonra, muhtemel bir Türk tehlikesinin doğrudan muhatabı Bizans olacaktı. Kaynakların rivayetine göre bu keşif akını Türkler açısından müstakbel bir Selçuklu şehzâdesinin ağzından Anadolu’nun fethedilebilirliğinin tespit edilmiş olması bakımından son derece önemlidir. Her ne kadar Dandanakan’dan sonraya kadar bir daha teşebbüs edilemedi ise de, 1040’da Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun kurulması göçlere yeni bir seyir kazandırdı. Devletlerini Horasan’da Müslüman ahali üzerinde kurmuş olan Selçuklular, göçlerin adeta birbiri üzerine yığılması karşısında, hem üzerine devlet oldukları ahaliyi incitmemek hem de yeni yurt ihtiyacı içerisinde olan soydaşlarının meselelerini çözmek amacıyla, göçlerin istikametini bilinçli olarak Anadolu’ya çevirdiler. Bu çerçevede düzenlenen seferlere, bizzat Sultanlar ve Selçuklu Hanedanı mensupları kumanda ettiler. ...devami
Tarihteki Türk ve İslam Alimlerinin Buluşları ...devami
Türkler Anadolu'da Nasıl Karşılandı? ...devami
Türklerin Kullandıkları Takvimler Ve Birbirine Çevrilmesi ...devami
(C)opyright 2017 Selçuklular.com - info@selcuklular.com